Her Hallow’s End’de bir süvari, elinde alevler içindeki bir balkabağıyla köyleri ateşe vermeye gelir. Oyuncuların çoğu onu yıllardır Dungeon Finder’dan çağırdığı, mount düşürsün diye her gün kestiği bir etkinlik boss’u olarak tanıyor. Oysa Headless Horseman’ın ardında Warcraft’ın en karanlık aile trajedilerinden biri duruyor. Kafasız süvari, bir zamanlar halkını korumaya ant içmiş bir paladindi.

Gümüş El’in paladini

Adı Sir Thomas Thomson’dı. Gümüş El Yoldaşlığı’nın (Knights of the Silver Hand) saflarında savaşan bir insan paladindi ve yoldaşları arasında bir kahraman sayılıyordu. Üçüncü Savaş (Third War) sırasında ölüleri ayağa kaldıran veba (plague) Lordaeron’u sararken, salgının yayılmasını durdurmaya çalışan şövalyelerin en önündeydi.

Thomas’ın eşi Suzannah ile iki çocuğu, Gina ve Joel, onun en büyük kaygısıydı. Krallık her geçen gün biraz daha çökerken ailesini kurtarmanın tek yolunu buldu: onları Kalimdor’a yelken açacak insan seferine (Human Expedition) bindirdi. Kendisi ise geride, Lordaeron’da kalıp savaşmayı seçti.

Kızıl Sefer’in öfkesi

Musibet (Scourge) krallığı yutunca Gümüş El Yoldaşlığı da dağıldı. Hayatta kalan paladinlerin bir kısmı, Yüce Seferî (Grand Crusader) Saidan Dathrohan’ın önderliğinde Kızıl Sefer’i (Scarlet Crusade) kurdu. Yeni tarikat, vebayla savaşı kutsal bir arınmaya dönüştürmüştü. Kızıl Seferîler, Musibet’in yanı sıra hastalık taşıdığından şüphelendikleri her canlıyı da düşman sayıyordu.

Thomas da bu yolu seçti. Ailesinin güvende olduğuna inandığı için kendini tümüyle davaya verdi ve gözünü kırpmadan, vebalı olduğu düşünülen mültecilere kılıç kaldırmaya başladı. Her yeni arınma onu biraz daha bağnaz bir savaşçıya dönüştürüyordu.

Ta ki bir köyün temizlendiği o güne kadar. Kılıçtan geçirdikleri arasında Thomas, Suzannah’yı, Gina’yı ve Joel’u tanıdı. Çıkan bir fırtına yüzünden gemi hiç limandan ayrılmamış, ailesi Kalimdor’a hiç ulaşamamıştı. Onları kendi eliyle öldürdüğünü anladığında, Thomas’ın aklı yükünü taşıyamadı.

Kafiyeler ve alevler

Yas ve suçluluk Thomas’ı deliliğe sürükledi. Artık yalnızca şarkı gibi kafiyelerle konuşuyordu. Dünyanın baştan sona hastalıkla sarıldığını, onu ancak kendisinin, ateşle temizleyebileceğini söyleyip duruyordu.

Lordaeron’da Hallow’s End eskiden beri bir arınma gecesiydi. Halk, geçen yılın acı hatıralarını simgesel olarak yakıp kül ederdi. Krallığın başkenti Capital City’de bu gelenek, sarayın önünde yakılan dev bir saman figür, yani Wickerman etrafında kutlanırdı. Böyle bir Hallow’s End gecesi Dathrohan, Thomas’ı Scarlet Monastery’nin dışında Musibet’e karşı savaşa götürdü.

Çılgına dönen Thomas savaşın ortasında kendi yoldaşlarına saldırdı. Onları da Musibet’in askerleri sanıyordu. Kızıl Seferîlerin onu durdurmak için tek bir yolu kaldı: kafasını kestiler.

Dathrohan’ın sırrı

Hikâye orada bitmedi, çünkü Yüce Seferî Dathrohan aslında Dathrohan değildi. Stratholme’a düzenlenen bir saldırıda yoldaşlarından ayrı düşen gerçek Dathrohan öldürülmüş, yerini kılığına girmiş bir dehşet efendisi (dreadlord) almıştı: nathrezim Balnazzar.

Balnazzar, Thomas’ın cesedini manastırın içine taşıdı. Kendi kanını ve ham fel enerjisini kullanarak onu yeniden ayağa kaldırdı. Böylece Headless Horseman doğdu. İblis, yarattığı süvariye özgür irade de bıraktı. Hesabı açıktı: Yakan Lejyon (Burning Legion) Azeroth’a dönene dek Horseman, Sargeras’ın adına dünyaya yıkım yayacaktı.

Horseman kendini hâlâ yaşıyor, geri kalan herkesi ölü sanıyordu. Kafasız gölgelerini köyleri yakmaya gönderdi, kendisi de her gece “doğruluk” adına suçlu suçsuz demeden insanları öldürmek için yola çıktı. Kasabalar kendilerini korumak için yangın söndürme ekipleri kurmak zorunda kaldı. Gerçek Horseman’ı öldürmenin tek bir yolu vardı: kafası bedenine bağlıyken yok edilmesi gerekiyordu.

Sonunda iki taraftan maceracılar Scarlet Monastery’ye girdi, Horseman’ı yendi ve Thomas’ın ruhunu lanetten kurtardı. Yıllar sonra Kızıl Sefer’in son müritlerinden Jerome Hayton, Dathrohan’ın ritüelini yeniden yapıp Horseman’ı geri getirmeyi denedi. Yeniden doğan süvari onu dinlemedi, Jerome’u öldürdü. Bu kez Suzannah’nın ruhu maceracılardan yardım istedi ve Horseman’ın yenilgisiyle Thomas, öbür dünyada ailesine kavuştu. Hikâyede artık huzura ermiş olsa da Headless Horseman, oyunda her Hallow’s End’de yeniden ortaya çıkıyor.

Hallow’s End’deki dövüş

Bugünkü World of Warcraft’ta Hallow’s End 19 Ekim–2 Kasım arasında sürüyor ve Headless Horseman, Dungeon Finder’da Level 10–80 arası karakterlere açık. Sıraya girdiğinde seni Scarlet Monastery Graveyard’ın özel bir versiyonuna götürüyor; dövüş Pumpkin Shrine’dan başlatılıyor. Gölgeleri ise her iki taraftan üçer başlangıç kasabasına saldırıp ortalığı ateşe veriyor.

Dövüşün kuralı basit: yerdeki ateşten uzak dur, çağrılan add’leri alan hasarıyla temizle, oyuncuların etrafında daireler belirince dağıl. 2023’te yenilenen sürümde Horseman’ın yetenekleri Hot Head, Insidious Cackle, Pumpkin Breath ve Vine March. Eski sürümde ise canı %1’e düştüğünde kafası ayrılıp hedef alınabiliyordu; yeni sürümde bu ara bölüm yok.

İstersen dövüşü zorlaştırabilirsin. Patch 10.1.7’den beri wicker men ile konuşarak üzerine dört lanet alabiliyorsun. Her lanet maksimum canını düşüren Wicker Man’s Shadow yükü ekliyor, buna karşılık loot şansını artırıyor. Dört lanet açıkken hayatta kalırsan Kickin’ With the Wick başarımını alıyorsun.

Günün ilk zaferi her karaktere bir Loot-Filled Pumpkin veriyor. İçinden Tricky Treat ve Flimsy Mask çıkıyor; düşük ihtimalle de The Horseman’s Reins, 2025’te eklenen The Headless Horseman’s Ghoulish Charger, Sinister Squashling, Arfus ya da The Horseman’s Horrific Hood gibi ödüller geliyor. Ghoulish Charger yalnızca günün ilk denemesinde drop ettiği için mount peşindeysen her gün sıraya girmek gerekiyor. Bu yılki etkinliğin bütün yeniliklerini Hallow’s End haberimizde topladık.

Forever’da Scarlet Monastery’ye girerken

WoW: Forever 4 Kasım’da, yani bu yılki Hallow’s End bittikten iki gün sonra açılıyor. Forever’da Hallow’s End’in ne zaman ve hangi hâliyle kutlanacağı şimdilik belli değil. Ama Headless Horseman’ın hikâyesi, Forever’da Level atlarken uğrayacağın bir dungeon’a bağlı: Scarlet Monastery.

Tirisfal Açıklıkları’nda, Capital City’nin yakınındaki bu eski manastır, Kızıl Sefer’in kaleye çevirdiği karargâh. Beta’da Level sınırı 30’a çıkınca oyuncular Scarlet Monastery’yi temizlemeye başladı, bir kısmı Level 40 ve üzeri için tasarlanan Cathedral’e bile girdi. Yine beta’da Graveyard ve Library boss’larının loot’u yenilendi, Chain of the Scarlet Crusade setine de tank’lara yönelik yeni bir set bonusu eklendi. Alliance oyuncularını Dalaran’da Library için yeni bir quest bekliyor. Blizzard’ın tasarımcısı Josh “Aggrend” Greenfield ise Level 30’dan 50’ye kadar Cathedral’i defalarca dönmenin oyunun tamamı hâline gelmesini istemediğini söylemişti.

Graveyard’ın mezarları arasında yürürken, Cathedral’in kapısında Kızıl Seferîlerle karşılaştığında bu hikâyeyi hatırla. O duvarların ardında bir zamanlar bir paladin, ailesini kurtardığına inanarak savaşmış, bir iblisin elinde Azeroth’un en korkunç süvarisine dönüşmüştü.